Anadolu Marka Dolu


Dünya ile kıyaslandığında Türkiye' de geri kalmış olan Fikri Mülkiyet Hakları alanında böylesine güzel projeler görmek beni çok mutlu ediyor. 2007 ye çok güzel bir başlangıç yapılarak Türk Patent Enstitüsü'nün önderliğinden "Proje Hezarfen" ile yeni yıla iyi bir giriş yapıldı.

Proje Hezarfen, Türk Patent Enstitüsü tarafından 2007 yılı başında başlatılan, ülkemizde KOBİ'lere inovasyoncu kültürün arttırılmasına katkı sağlamayı amaçlayan yeni bir proje. Proje kapsamında, KOBİ'lerin inovasyoncu faaliyetlerine danışmanlık yapılması ve bunun yanında tüm bölgeyi inovasyon ile tanıştırmayı hedef alan eğitimler, çalıştaylar ve KOBİlere inovasyon temel taraması, inovasyon alan önceliklerinin belirlenmesi, inovatif fikir üretme çalışması, inovasyon preojesi yol haritası hazırlanması gibi faaliyetler yer alıyor. Proje Hezarfen içinde "Teknolojiyi ve Rakipleri Takip Etmek", "İş Planı Hazırlanması ve Sınai Mülkiyetin İş Planlarına Entegre Edilmesi", "Firma İçinde İnovasyon Ortamının Yaratılması - İnovasyon Yönetimi" gibi konularda interaktif çalıştaylar 2007 yılı sonuna kadar tekrarlanacak. (kaynak: http://www.hizmetchi.blogspot.com/)

Şimdi ise Capital-Ekonomist dergileri ile Finansbank'ın ortak çalışması ve Türk Patent Enstitüsünün katkıları ile "Anadolu Markaları Yarışması" adı altında Haziran sonunda düzenlenecek. Projenin amacı : İstanbul dışındaki illerdeki marka bilinci yerleştirmek, "marka olma" konusunu öne çıkarmak. Bu illerdeki markalaşma stratejilerini, marka olma yolunda giden başarı öykülerini bir araya getirip ödüllendirmek. Böylece, diğer Anadolu şirketlerine modeller yaratmak.

HANGİ FİRMALAR KATILABİLİR?

Merkezi İstanbul dışında olan
İmalat, Ticaret, Hizmet ve Tarım alanlarında faaliyet gösteren
25 - 250 kişi istihdam eden
Patent ve marka başvurusu yapılmış bir markası olan firmalar bu projeye katılabilir.

İlgilenler başvuru formuna buradan ulaşabilirler.

kaynak : http://www.anadolumarkalari.com/
Etiketler: Anadolu Marka Dolu, Proje Hezarfen

TOEFL Markası Neden Türkiye'de Tescilli Değil?


Duyunca ben de çok şaşırdım. Nasıl olurda, TOEFL (Test of English as a Foreign Language) markası Türkiye'de tescilli olmaz. Kaldı ki, 110 ülkede 6000’ e yakın enstitüde eğitimi gerçekleştirilen bir sınavdan bahsediyoruz. Hatta Türkiye’ de çoğu firma eleman alımlarında TOEFL'dan iyi bir sonuç istiyor.

Çoğumuz TOEFL’ın bir sınav sistemi olmasından öte, bilinen bir marka olabileceğini aklınıza getirmedik. Hâlbuki TOEFL, ETS (Educational Testing Service) firması tarafından oluşturulmuş 28 adet eğitim programından en ses getireni. Ayrıca,TOEFL marka olabilirlik kıstaslarını da içermektedir. Ne yazık ki, ETS firması, Haziran 2006 tarihine kadar Türkiye'de tescil müracaatında bulunmamıştı.


Haziran 2006'dan sonra gelelim işin diğer ilginç kısmına; ETS firması TOEFL markası için Madrid Protokolü çerçevesinde Türkiye’yi de seçerek toplam 29 ülkede marka müracaatı yapıyor.

Şu ana kadar sadece Türkiye’den ret geliyor. Reddin nedeni de TOEFL markasının jenerik bir isim olması.

İyi de o zaman İskender Kebabı da jenerik isim. Bir ara gözünün görebildiği tüm restoranların uzantısı “İskender Kebabı” idi. Elbette Yavuz İskenderoğlu kendisinin ürettiği bu markanın hakkını sonuna kadar korudu ve neredeyse tüm dünyaya savaş açarak ismi İskender Kebabı olan restoranların tabelalarını tek tek indirtti.

Neyse ki, TOEFL taklitçilerin saldırılarına mağruz kalmadan gözünü açtı. Ancak şimdi de tescilin uygunluğu açısından süreç durduruldu. Oysa TOEFL'in en büyük rakipleri olan IELTS, GMAT vb. eğitim programları çok öncelerden tescilini tamamlamışlardır.

Yorumu size bırakıyorum!.

Not: Sn. Pelin Türkoğlu'na haberi hazırlamamdaki katkılarından dolayı teşekkür ediyorum

Etiketler: , , , , ,

Su Kaynaklarımıza Sahip Çıkalım


Uzun süredir Marka Cini için yazı hazırlayamıyorum. Nasıl bir dönüş yapacağım konusu da beni düşündürüyordu. Daha sonra google nda yardımı ile küresel ısınma akabinde buzulların erimesi ve yaşanan kuraklık neticesinde su kaynaklarının yok olması hakkında yazı yazmak istedim.

National Geographic - Mart sayısının sayfalarını karıştırıyorum ve 22 Mart' ın Dunya Su Günü olduğunu öğrendim.Başlık ise çarpıcıydı "Su Kaynaklarımıza Sahip Çıkalım".

Yapılan araştırmalara neticesinde elde edilen sonuçlar çok düşündürücü;


EV VE BİREYE GÖRE SU TÜKETİMİ
Bir insanın günlük su tüketimi: 190 lt
Bir evin yıllık su tüketimi: 400 bin lt
Bir evin günlük su tüketimi dağılımı;
Banyo için: 60-115 lt
Bulaşık için (makine kullanımı halinde): 110 lt
Bulaşık için (elle yıkama): 75 lt
Çamaşır makinesi: 110 lt
Tuvalet: 26 lt
Diş Fırçalama: 4 lt
İçme suyu: 4-8 lt

SANAYİ ÜRETİMİNDE SU KULLANIMI
1 Hamburger üretimi için 4 lt,
4 Adet otomobil lastiği üretimi için 7500 ton,
1 Otomobil üretmek için 150 ton,
1 Ton çelik üretmek için 240 ton,
1 Fıçı bira elde etmek için (arpanın yıkanmasından başlayıp bira haline getirilmesine kadar) 5600 lt,
1 Kutu meyve ya da sebze konservesi elde etmek için 35 lt,
1 Kg kumaş için (baskılı boya yapılıyorsa) 200 lt,
1 Kg kumaş için (baskısız boya yapılıyorsa ) 120 lt,
450 Gram plastik üretmek için 90 lt,
450 Gram pamuk ya da yün üretimi için 381 lt,
1 Varil ham petrolü rafine etmek için 7 ton su kullanılmaktadır

Kendi sınıfında bu gidişata dur demek isteyen GROHE termostatik bataryaları üretiyor. 6 dk lık duş süresinde tüketilen su miktarı 90-120 lt arasında değişirken Termostatik Batarya Sistemi ile %50 su tasurrufu sağlanabiliyor. Bu teknoloji, sabitlenen su sıcaklığının aynı anda mekanın başka yerlerinde su kullanımı olduğu durumlarda da, korunmasını sağlıyor.

Peki bu teknoloji Dünya Su Kaynaklarının Korunmasına nasıl katkı sağlar?
Termostat teknolojisine sahip olmayan bataryalarda, duşa her girildiğinde su sıcaklığının ayarı için belirli bir miktar su kaybı kaçınılmazdır. Bunu önlemek için ısı belli bir sayıya sabitlenir ve istenilen sıcaklığa ulaşmak için boşa sarfedilen suyun önüne geçilmiş olunur. 90-120 lt arasında değişen rakam böylelikle 54-60 lt ye kadar düşürülebilmektedir.


1962 yılında Termostatik Batarya Sistemini icat eden GROHE, o günden bu güne termostatik batarya konusunda geliştirdiği teknolojilere yeni özellikler ekleyerek, bu teknolojiyi yeniden tanımladı. BU yeni teknolojiden GROHE TurboStat, su sıcaklığını herzamankinden daha hızlı ayarlarken; GROHE CoolTouch ile krom yüzeyin teklikeli bir şekilde ısınmasını önlüyor.

Tabi ki; birey olarak da üzerimize düşen görevler var. Günlük su tüketimizde gerekli özveriyi göstermeli ve musluğa elimiz her gittiğinde, fazla su kullanarak dünyada yaşıyan tüm canlıları susuz kalma tehlikesi ile karşı karşıya bırakacağımızın farkına varmalıyız.

Etiketler: Dünya Su Günü, Google, Grohe, Küresel Isınma, National Geographic

Marka Üreten Marka

Geçtiğimiz Cuma BUSİAD (Bursa Sanayicileri ve İşadamları Derneği) tarafından gerçekleştirilen organizasyon ile 2006 yılı BUSİAD Ödülleri sahipleri ile buluştu.

“2006 yılının En Başarılı İş Adamı” olarak Şenol Şankaya seçilirken, Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı S. Abdullah Gül’ ün de katılımı ile BUSİAD tarafında anlamlı bir geceye daha imza atıldı.

Ama tabi ki benim bu geceden zihnime kazınanlar çok daha farklı.

Yılın iş adamı olarak Sn. Şenol ŞANKAYA açıklandığında barkovizyon gösterisi olarak dünden bugüne YEŞİM Tekstilin kısa filmi konuklara gösterildi. 1949’ dan bu yana faaliyet gösterdikleri tekstil sektöründe, dalgalanmalı dönemlerine rağmen Anadolu’nun en büyük ikinci şirketi olma unvanına sahip, kendi alanında birinciliğe oturan Yeşim Tekstil “Marka üreten bir Marka”.

Adı ile zaten dünyanın dört bir yanında marka olarak tescil edilen Yeşim Tekstil, kendi adının çok daha ötesinde dünya devlerinin markalarını üretiyor. Hepimizin, aşina olduğu “Nike, Gap, Banana Republic, Old Navy, Lands’ End, Schlafgut ve Zara” markaları biz Türk işçilerin ellerinde şekilleniyor ve kendi ülkelerinde etiketlenerek yine ülkemizde birer dünya devi ürünü olarak Pazara giriyor. Bizim ürünlerimiz, bizim kalitemiz sadece yabancı isimleri ile akıllarımızda kalıyor. Yeşim Tekstil ise Marka üreten Bir Marka olarak bu kalitenin arkasındaki en büyük dişliyi oluşturuyor…